Braşov ; Transilvanya’nın En Fantastik Şehri

Braşov, Romanya’nın en büyük şehirlerinden biridir. Hem yerli hem yabancı turistlerin ilgisini çeken ,bölgenin en turistik yeridir. Bunun en önemli sebebi ise çoğunuzun tahmin ettiği gibi fantastik edebiyatın kazandırmış olduğu  meşhur vampir karakteri Dracula’dır.  Dönemin hükümdarlarından III. Vlad Tepeş yani Kazıklı Voyvoda Transilvanya bölgesinde hüküm sürmüştür ve Dracula karakterine esin kaynağı olmuştur. Kitabın ardından yapılan filmler,yeni hikayeler  bu karakterin gelişmesine sebep olmuştur. Olumlu yönde şehri etkilemiş ve turizme katkısı olmuştur.

Braşov ,  Sighişoara kadar ortaçağdaymış gibi hissettirmiyor. Her iki şehir de duvarları ve Sakson geçmişi  ile övünüyor olsada Braşov,  daha canlı bir kafe kültürü ve daha geniş alanıyla çok daha modern bir hisse sahip bir şehirdir.

Romanya Milli Marşının doğduğu şehir olan Braşov aynı zamanda Romanya Komunist döneminde Sovyet lideri Joseph Stalin’e ithafen Oraşul Stalin ismiyle anılmıştır.

Duvarlar / kuleler

Braşov’un Old Town’u, eskiden Saksonlar’ın kalesi olan kasabadan oluşuyor. Duvarlar ve seyir kuleleri son yıllarda (kısmen UNESCO fonları kullanılarak) restore edilmiştir. Kulelerden en az bir tanesini ziyaret etmek için kendinize zaman ayırmalısınız. Şahsi tecrübelerinden Siyah Kuleden (Black Tower) göreceğiniz  manzaranın kentteki en iyi görüntü olabileceğini söyleyebilirim.

 

Black Church

Biserica Neagra ya da Kara Kilise (Black Church) , tarihi 1470 lerin sonuna kadar uzanıyor. 1689’daki bir yangın sonrasında dış duvarları kararttıktan sonra “Siyah” ismini aldı. Yüzyıllar boyu kilisede önemli bir yer tutan antik Türk halılarından oluşan etkileyici bir koleksiyona sahiptir. Dışarıdan bakıldığında  dikkati çekecek şekilde küçük bir ayrıntısı var, buda kilisenin çatısında küçük bir çocuk gibi görünen bir heykel .Bir hikayeye göre kilisenin inşasında en iyi inşaat işçisinin 14 yaşında küçük bir çocuk olduğu söyleniyor. Çalışan diğer inşaat işçilerinin bu küçük çocuğun becerilerini hep kıskandığı söyleniyor. Ve tesadüfe bakın ki inşaat bitmeden çatıdan düşüp ölüyor.

Benim Tampa Tırmanışım 🙂

 Tampa Dağı

Braşov da  900 metre yüksekliğinde Tampa Dağı, kentin ve çevredeki bölgenin muhteşem manzarasına sahip küçük ormanlık bir dağdır. Küçük ve biraz yorucu bir tırmanışla ulaşabileceğiniz gibi aynı zamanda teleferiklede çıkabilirsiniz. Her iki durumda da, havanın güzel olması halinde Hollywoodvari Braşov yazısının üzerinden şehrin manzarasının tadını çıkarabilirsiniz.

Umarım sizin geziniz daha açık bir havada olur 🙂

 

Şehir Merkezi (Piata Sfatului)

Piata Sfatului, birbirinden ilginç cafelerle çevrili kare şeklindeki şehir meydanı sürekli kalabalık oluyor.

Geleneksel Romen yemekleri,yaz kış bulunan dondurma satıcıları ,aktör kılığında gezinen performans sanatçıları ile her zaman cıvıl cıvıldır. Benim seyahatim tesadüf eseri Romanyanın Transilvanya ile birleşmiş olduğu ve kutlamaların yapıldığı 1 Aralık tarihine denk gelmişti. Sokakta dans ederek, yerel sanatçıların konserlerini dinleyerek harika zaman geçirmiştik.

Ara sokaklarda denk geldiğimiz bir Art cafe oldukça ilgi çekiciydi. Eski ve artık kullanamayacak durumdaki bir çok eşyayı kullanılabilir hale getirmişlerdi. Masadaki tüm arkadaşlarımın çay fincanları farklı model ve çoğu hasarlıydı buda sanırım gittiğimiz yeri daha ilgi çekici kıldı.

Bran Kalesinin içerden görünüşü

Bran Kalesi

Braşov’un isminin duyulmasını sağlayan en önemli yapılardan birisidir.Transilvanya ve Wallachia sınırındaki bu eski kalenin, genellikle Bram Stoker’in 1897 de yazdığı romanda  Drakula’nın kalesi  için model aldığı söyleniyor. Bununla birlikte bu kale kan emici temel karakteri için Stoker’a esin kaynağı olduğu varsayılan Vlad Tepes (“The Impaler”) ile gerçek bir bağlantısı yoktur. Sadece kısa bir süre konaklama yaptığı yönünde söylentiler konuşuluyor. Kale daha çok Romanya Krallığının en çok konuşulan isimlerinden Kraliçe Marie’nin inziva yeri olarak kullanıldı. Daha sonra kızı Iliena’ya miras kaldı. Şimdilerde Arşidük Dominic ve ailesine ait olan kale ,Romanyanın ilk özel mülk müzesidir. Kale’nin nam-ı diyar Dracula ,bizdeki adıyla Kazıklı Voyvoda ile bir bağlantısı olmaması  Romanya’nın en gözde turistik mekanlarından biri olmasını engellemedi. Sezon boyunca, bu küçük kaleye günde binlerce ziyaretçi geliyor.

Bran Kalesinin avlusundan çekilmiş bir kare

Açık söylemek gerekirse bu zamana kadar gezmiş olduğum kaleler arasında beklentilerimi karşılamayan tek yerdi. Sanırım ben fazla büyük hayallerle gitmiştim. Daha gösterişli daha korkutucu bir yer bekliyordum. Hatta ahşap kaleyi ve avluyu gezerken Cumalıkızık’ta bir evdeymiş gibi hissettim. Sadece biraz daha büyüğü : ) Kalenin arka tarafında bulunan hediyelik eşya dükkanlarının yanındaki Korku evi bile sanırım kaleden daha gösterişli idi. Yinede korkunçtan çok romantik olarak adlandırabilirim. İçeride ziyaretçiler için harika müzik dinletileri yapılıyor. Ahşap balkonlarda gezerken yada içeride yıllar öncesine ait eşyaları izlerken kendinizi farklı hissedebiliyorsunuz. Hatta aslında amacı o olmasa da sonradan dilek kuyusuna çevrilen bahçedeki su kuyusunda dilekte dileyebilirsiniz. Belki de nefret ettiğiniz birinin bir vampir saldırısında ölmesini  : )

Ara sokaklarda bir yapı

 

Raşnov Kalesi

Braşov şehrine ait ikinci kale ,Bran Kalesinden çok uzakta olmayan Raşnov Kalesidir. Raşnov şehri üzerine kurulmuş  ve bir dağın tepesine inşa edilmiştir. Görsel olarak Bran kalesinden çok farklı ve 13. yüzyıldan kalma bir Dacian kalesi kalıntılarının üzerine kurulmuştur. Bölgenin zenginlerinin yöreden ayrılmasıyla çürümeye başlayan ve ilgisini kaybeden kale , tadilat görerek yeniden cazibe merkezi haline getirildi. Bran kalesinden daha az ilgi görse de oldukça ilgi çekici bir yer. Aynı zamanda Bran bölgesinden daha ucuz.

Raşnov kalesinin uzaktan görünümü

2 yorum

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*