| |

Saraybosna Gezi Rehberi , Alışılmışın Dışında Alternatif

. Saraybosna dışarıdan bakıldığında çabuk tüketilecek bir şehir gibi görünebilir; ancak benim için durum tam tersi. Buraya her geldiğimde aynı yerleri gezmekten sıkılmadığım gibi, listeme sürekli yeni ve keşfedilmemiş duraklar ekliyorum. Şehre geri dönmek için bahanelerim hiç bitmiyor. Daha önce hazırladığım [Saraybosna Klasik Yapılacaklar Listesi] rehberine ek olarak, bu kez alışılmışın dışına çıkan tamamen alternatif bir rota hazırladım. Umarım bu rehber, Saraybosna’yı bir de benim gözümden görmeniz için size ilham verir.

Saraybosna Gezi Rehberi ;Bir dünyadan diğerine yürümek

Saraybosna Eski Şehir’deki ana yaya caddesini ilk kez yürüdüğüm o anı hiç unutamıyorum. Havada bir şeylerin değiştiğini hissetmiştim ama adını koymam birkaç saatimi almıştı. Şehrin mimari dokusu, sadece birkaç adımda Avusturya-Macaristan ihtişamından Osmanlı’nın mütevazı ruhuna evriliyordu. Çok katlı görkemli binaların yerini, ahşap kepenkli küçük dükkanların aldığı o an büyüleyiciydi.

Şimdilerde bu keskin geçişi simgeleyen “Sarajevo Meeting of Cultures” işareti tam zeminde yer alıyor. Burası, Doğu ile Batı’nın sembolik olarak kucaklaştığı dünyadaki en özel noktalardan biridir. Bu çizgiden her geçişimde durup arkama bakıyor ve bu kültürel senteze hayret ediyorum. Şehrin tam kalbinde iki farklı dünyayı aynı anda yaşamak, Saraybosna’yı benzersiz kılan asıl detaydır.

 

Logavina caddesinde yürümek, kuşatılmış şehirdeki hayatı hayal etmeye çalışmak

Saraybosna’yı ziyaret etmeden önce mutlaka okumanız gereken bir kitap varsa, o da Barbara Demick’in “Logavina Caddesi: Saraybosna Mahallesi’nde Yaşam ve Ölüm” eseridir. Kitabın maalesef henüz Türkçe çevirisi yok; ancak Logavina sakinlerinin kuşatma altındaki hayata nasıl tutunduklarını ve verdikleri inanılmaz mücadeleyi sarsıcı bir dille anlatıyor.

Eğer bu kitabı okuduktan sonra Logavina’da yürüme fırsatı bulursanız, sokaktaki her taşın size bambaşka bir hikaye anlattığını fark edeceksiniz. Aslında Başçarşı’ya çok yakın olan bu güzel cadde, Savaş Çocukluk Müzesi’ne (Logavina 30-32) giderken mutlaka yolunuzun düşeceği bir yer. Ancak oradan sadece geçmekle, o caddenin arka planındaki yaşanmışlıkları bilerek yürümek arasında çok büyük bir fark var. Bu hikayelerle dolu atmosferi solumak, Saraybosna gezinize çok daha derin bir anlam katacaktır.

 Mümkün olduğu kadar çok Mr.Chat bulmak

Saraybosna gezi rehberini hazırlarken bu bölümü yazmak için can atıyordum! Şehirdeki sokak sanatı, diğer Avrupa başkentleri kadar gösterişli olmayabilir; hatta mevcut eserlerin çoğu savaşın hüzünlü izlerini taşır. Ancak tüm bu ciddiyetin ortasında, karşınıza her an sırıtan bir kedi çıkabilir: Mr. Chat.

Fransız sanatçı Thoma Vuille tarafından yaratılan bu sarı kediyle daha önce Priştine, Brüksel, Paris ve Lille sokaklarında da karşılaşmıştım. Hikayesi ise oldukça ilginç: 1997’de doğan Mr. Chat’in yaratıcısı, 2007 yılında bir “iş” üzerindeyken yakalanana kadar yerel bir kahraman olarak gizemini korumuş. Sanatçı, New York dahil dünyanın dört bir yanına bu sırıtan kediyi taşımış.

Saraybosna sokaklarında şimdiye kadar en az 9 tane Mr. Chat buldum ama hala keşfedilmeyi bekleyenler olduğunu biliyorum. Şehri gezerken gözlerinizi dört açın; o ikonik gülümsemeyi hemen fark edeceksiniz. Benden size iki küçük ipucu: Radićeva Caddesi ve Delikatesna Radnja yakınlarındaki Obala Kulina üzerinde birer tane saklı!

 1. Dünya Savaşı’nın başladığı noktada durmak

Dünya, Saraybosna adını ilk kez 28 Haziran 1914’te duydu. Avusturya-Macaristan Veliahtı Franz Ferdinand’ın Latin Köprüsü yakınlarında suikasta kurban gitmesi, Birinci Dünya Savaşı’nın fitilini ateşleyen o nihai olay olarak tarihe geçti.

Bugün, tarihin akışını değiştiren o anın yaşandığı noktayı bulmak çok kolay. Olayı simgeleyen anma plaketi, Latin Köprüsü’nün hemen yanındaki Saraybosna Müzesi’nin duvarında yer alıyor. Buradan her geçişimde hala hafif bir ürperti hissederim; Avrupa’nın kıyısındaki bu sıradan görünen köşenin, dünya tarihinde nasıl bu kadar devasa bir rol oynadığına inanmak gerçekten güç.

 

Saraybosna Gezi Rehberi ,Olimpiyat kalıntılarını bulmak

Saraybosna gezi rehberinin bence en ilginç maddelerinden biri bu: Dünyanın Saraybosna adını ikinci kez dev bir olayla duyması, 1984 Kış Olimpiyat Oyunları sayesinde oldu. Kişisel olarak Kış Olimpiyatları’na büyük bir hayranlık besliyorum. O dönem henüz 1 yaşında olduğum için oyunları hatırlamasam da, şehirdeki kalıntıları gördükten sonra internetten o dönemin görüntülerini izlemek beni çok etkiledi.

Şehre adım atar atmaz, tren istasyonundan çıkar çıkmaz tramvay durağının yanında eski olimpiyat haritasını ve o meşhur maskot Vucko’yu görebilirsiniz. Olimpiyat ruhunu hissetmek için gidilecek en belirgin yer, açılış ve kapanış törenlerinin yapıldığı Koševo Stadyumu. Ancak buranın çok hüzünlü bir yanı var; kuşatma sırasında stadyumun bazı kısımları ne yazık ki mezarlığa dönüştürülmüş… Şehrin dört bir yanında hala bu büyük spor etkinliğinin izlerine rastlamak mümkün.

Terk edilmiş kızak pistinde yürüyün

Saraybosna’daki en popüler alternatif duraklardan biri, kuşkusuz Terk Edilmiş Kızak Pisti. 1984 Kış Olimpiyatları için inşa edilen bu görkemli yapı, bir dönem dünya çapında yarışmalara ev sahipliği yapsa da 90’ların trajik olayları bu alan için çok farklı bir senaryo hazırlamıştı.

Trebević Dağı, Saraybosna Kuşatması sırasında keskin nişancıların mevzilendiği stratejik bir noktaydı ve bu kızak pisti tam olarak ön saflarda yer alıyordu. Yıllarca kaderine terk edilen bu devasa beton yapı, son dönemde adrenalin ve macera arayan gezginlerin favori rotası haline geldi. Şimdilerde dev bir beton tüpü andıran pistin içi, yerel sanatçıların grafitileriyle adeta açık hava sokak sanatı galerisine dönüşmüş durumda. (Küçük bir not: Sanat kalitesi konusunda beklentinizi çok yüksek tutmayın ama atmosfer kesinlikle görülmeye değer!

Saraybosna Gezi Rehberi ,Pivara bira fabrikasında yerel bira içmek

Saraybosna Bira Fabrikası (Sarajevska Pivara), şehrin pek çok manzara noktasından seçilebilen büyüleyici bir mimariye sahip. Ancak bu bina, sadece bir üretim tesisi değil; kuşatma yıllarının gizli kahramanlarından biri. Şehirdeki çok az temiz su kaynağından birine sahip olması nedeniyle, o karanlık günlerde halkın hayata tutunma noktası olmuş, bu yüzden de sık sık hedef alınmış.

Bugün bu tarihi bina, şehrin en seçkin restoranlarından biri olan Pivnica HS’ye ev sahipliği yapıyor. Başçarşı’daki esnaf lokantalarına kıyasla fiyatlar bir tık daha yüksek olsa da, sunduğu atmosfer ve lezzetler buna sonuna kadar değiyor. Burayı listenize eklemek için iki güçlü nedeniniz daha var:

  • Nostaljik Atmosfer: İç mekan tasarımı sizi bir anda eski zamanların görkemli Saraybosna’sına götürüyor.

  • Taze Yerel Bira: Fabrikadan taze gelen Sarajevsko birasını burada 5 KM (yaklaşık 131 TL) gibi, böylesine şık bir mekan için oldukça makul bir fiyata içebilirsiniz.

Bonus madde : Ayrıca gezinizi daha ilginç hale getirmek isterseniz . Saraybosna kuşatması sırasında büyük önem taşıyan yer altı tünellerini kapsayan bu özel geziye katılmanızı tavsiye edebilirim. Rezervasyon yapmak yada fiyatlar hakkında bilgi almak için buradan ulaşabilirsiniz.

Sizin bildiğiniz farklı bir madde daha varsa lütfen yorumlarda belirtiniz. Listemize ekleyelim 🙂

Güncelleme: 5 Nisan 2026

Similar Posts

One Comment

  1. Çok güzel bir rota olmuş. Mr Chat’lerden bir tanesi de bende; misafir olduğum evin sokağından caddeye inerken görmüştüm. Sanırım, Milli Kütüphane’nin karşısında yani nehrin diğer tarafında kalıyor idi 🙂

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir